Biyoloji Anabilim DallarıEkolojiGenel

Çoklu Ekosistem Yapısı ve Biyoçeşitlilik

Çoklu Ekosistem Yapısı ve Biyoçeşitlilik

Çoklu ekosistem yapısı ve biyoçeşitlilik de birçok tür, birden fazla sayıda ekosistem çeşidini kullandığından ve bir çoğu, ekosistemler arasındaki sınırlarda yaşadığından korumayla ilgili yeni çalışmalar yapılmıştır. Bunlar parçalara bölme ve kenarlar, koridorlar gibi çalışmalar yapılmıştır.

Parçalara Bölünme ve Kenarlar

Ekosistemler arasındaki sınırlar ya da kenarlar -örneğin, bir göl ile çevresindeki yerleşim alanları arasındaki yollar gibi çoklu ekosistemlerin özelliklerini tanımlar. Kenar, her iki tarafındakinden farklılık göstererek kendi fiziksel koşullarına sahiptir. Örneğin, bir orman yaması ve yanmış alan arasında kalan sınırın toprak yüzeyi, daha fazla ışık alır ve ormanın iç kesimlerine göre ekseriyetle, daha sıcak ve daha kuraktır; fakat, yanmış alandaki toprak yüzeyine göre soğuk ve daha nemlidir.

Çoklu ekosistem yapısı ve biyoçeşitlilik de bazı organizmalar, her iki komşu alanın kaynaklarını kullandıklarından kenar komüniteleri içerisinde gelişir. Yakalı ormantavuğu (Bonasa umbellus) denen kuş, yuva yapmak, kış yiyeceği edinmek ve barınmak için orman habitatına gereksinme duyar; fakat aynı zamanda yaz yiyeceği için sık çalılıklara ve otlarla kaplı açık orman alanlarına gereksinim duyar. Beyaz kuyruklu geyik de kenardaki habitatlarda yaşam sürer ve oradaki odunsu çalıların yapraklarıyla beslenir; ormanlar kesildiği zaman geyik popülasyonları çoğunlukla yayılır ve daha fazla kenar üretilir.

Biyoçeşitlilikte Kenar Kısımlar

Çoklu ekosistem yapısı ve biyoçeşitlilik de:  Kenar kısımlarda yaşayan türlerin çoğalması, komünitenin çeşitliliği üzerinde pozitif ya da negatif etkilere sahip olabilir. Kamerun’da 1997’de yapılan bir çalışmada Andropadus virens isimli tropikal yağmur ormanı kuşunun kenar ve iç kesimlerdeki popülasyonlarının karşılaştırılması, orman kenarlarının türleşme için daha önemli olabileceğini ileri sürmüştür. Diğer taraftan insanların yarattığı değişiklikler nedeniyle kenarları değişikliğe uğramış ekosistemlerdeki biyoçeşitlilik, kenar alanlara uyum sağlamış bir kuş olan kahverengi başlı sığır kuşu (Molothrus ater), yumurtalarını, çoğunlukla göçmen ötücü kuşlar olmak üzere diğer kuşların yuvalarına bırakır. Sığır kuşları, diğer kuşların yuvalarına yumurtalarını bırakabildikleri yerler olan ormanlara ve böcekleri yakaladıkları yerler olan açık alanlara gereksinim duyarlar. Böylece onların popülasyonları, ormanların kesildiği ve parçalara bölündüğü yerlerde artış gösterir, çünkü bu durumda daha fazla kenar habitatı ve açık alan meydana gelmektedir.

Amazon yağmu ormanı parçaları, ormanın Parçalara Böölünmesinin Biyolojik Dinamikleri Projesinin bir kısmı olarak yaratılmıştır.

Parçalara bölünmenin komünitelerin yapısı üzerindeki etkileri, Ormanların Parçalara Bölünmesinin Biyolojik Dinamiklerinin uzun süreleri incelenmesi projesiyle 1979 yılından beri incelenmektedir.

Amazon Nehri havzasının kalbinde konumlanmış olan çalışma alanı, çevredeki devamlılık gösteren ormandan 80-1000 metre mesafelerle ayrılmıştır. İzole durumdaki tropikal yağmur ormanı parçalarından oluşmuştur. (Yandaki görselde örneği verilmiştir)

Bu projede çalışan çok sayıda araştırmacı, parçalara bölünme olayının, yosunlardan kınkanatlılara ve kuşlara kadar uzanan çeşitli canlılar üzerindeki etkilerini açıkça belgelemiştir. Onlar sürekli olarak, ormanın iç kesimlerine uyum yapmış olan türlerin, yamalar en küçük olduğu zaman en büyük düşüşler gösterdiklerini buldular; bu durum, küçük parçaların hakim olduğu çoklu ekosistemlerin daha az sayıda türü destekleyeceğine işaret etmektedir.

Habitat Parçalarını Birbirine Bağlayan Koridorlar

Parçalara bölünmüş habitatlarda, hareket koridorunun varlığı, biyoçeşitliliğin korunması bakımından son derece önemli olabilir. Hareket koridoru, diğer türlü izole yamalar şeklindeki kalacak olan alanları birbirine bağlayan, bir seri küçük habitat kümesi ya da dar bir şerittir. Nehirlerin kenar kısımları, çoğunlukla, koridorlar olarak hizmet eder; bazı uluslardaki hükümet politikaları, bu alanların tahrip edilmesini yasaklar.

İnsanların çok yoğun kullanımına maruz kalan alanlarda, bazen yapay koridorlar oluşturulur. Örneğin köprüler ya da tüneller, otobanda karşıdan karşıya geçmeye çalışırken ölen hayvanların sayısını azaltabilir (aşağıdaki görselde örneği verilmiştir).

Bir yapay koridor: Kanada’daki Banff Ulusal Parkında yer alan bu köprü, hayvanların, insanlar tarafından yaratılan engelleri geçmesine yardım etmektedir.

Hareket koridorları, aynı zamanda, dispersali sağlayabilir ve azalmakta olan popülasyonlarda soy içi üremeyi indirgeyebilir. Koridorların, aralarında kelebekler, tarla fareleri ve sucul bitkilerin yer aldığı birçok canlının popülasyonları arasındaki birey alışverişini artırdığı gösterilmiştir. Koridorlar, özellikle, farklı habitatlara arasında mevsimsel olarak göç eden türler için önemlidir. Bununla birlikte, koridorlar zararlı da olabilir. Örneğin, bir hastalığın yayılmasına izin verebilir.

İspanya’nın Zaragoza Üniversitesinde bir bilim insanının 2003 yılında yapmış olduğu bir çalışmada, habitat koridorlarının, kuzey İspanya’daki orman yamaları arasında hastalık taşıyan kenelerin hareketini kolaylaştırdığı gösterilmiştir. Koridorların tüm etkileri, henüz, anlaşılamamış olup onların etkileri, koruma biyolojisinde aktif çalışma alanlarıdır.


KAYNAK

CAMPELL BIOLOGY, Ninth Edition

İzzethan Öztop

Lisans : Moleküler Biyoloji ve Genetik/ Moleküler Biyolog ve Webmaster/ Aynı zamanda bir makale yazarı

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu