Biyoloji Anabilim DallarıGenelZooloji

Sürüngenlerin İskelet Sistemi

Sürüngenlerin İskelet Sistemi , Axial İskelet ve Appendicular İskelet

Sürüngenlerin İskelet Sistemi

Sürünerek hareket ettiklerinden Reptilia ( Latince Reptum= sürüngen) adı verilmiştir. Sürüngenlerin iskelet sistemi, axial iskelet ve appendicular iskelet olmak üzere iskelet tipleri vardır. Baş ve omurga yapıları gelişmiştir.

Sürüngenlerin İskelet Sistemi – Axial İskelet

Baş İskeleti

Sürüngenlerin iskelet sistemi de baş iskeleti iki yaşamlılarınkinden daha iyi bir şekilde kemikleşmiştir. Özellikle evrimleri sırasında temporal bölgede büyük değişiklik meydana gelmiştir. Karbonifer ve permiende yaşamış olan Cotylosauria takımı örneklerinde temporal bölgede bir açıklık bulunmaz. Bu şekildeki kafatası Anapsid tip olarak isimlendirilir. Günümüzde yaşayan sürüngenlerden yalnız kaplumbağa bulunur. Synaptosauria takımı ve benzeri sürüngenlerde Parapsid (Euryapsid) tip kafatası mevcuttur. Bu tip kafatasında her bir yanında birer tane supratemporal delik bulunur.

Sürüngenlerin iskelet sistemi: kafatası iskeletinde , A:Anapsid (delik yok) – B:Synapsid (delik daha alt kısımda) – C:parapsid (delik daha üst kısımda) – D: Diapsid (iki delik mevcut) , (Romerr’e göre Örnek,1976’dan)

Permien‘den jura’ya kadar yaşamış olan memeli benzeri Synapsida takım örneklerinde ise her bir yanda birer tane infratemporal delik mevcuttur. Bu tip kafatasına da Synapsid tipi kafatası denir. Mezozoikte yaşamış bazı sürüngenlerin kafataslarında herbir yandan hem supra ve hem de infratemporal delikler bulunmaktadır. Diapsid olarak adlandırılan bu tip kafatasını günümüzde yaşayan birçok sürüngen örneğinde görmek mümkündür.(Yandaki şekil)

Kafatasının çatı kısmı iki yaşamlılardan farklı olarak daha dış bükeydir. Sphenodon ve günümüzde yaşayan bazı kertenkelelerde kafatasının çatı kısmında pinel gözün (3.göz) yer aldığı bir delik daha mevcuttur.

Sürüngenlerin kafatasındaki en önemli özelliklerden birisi de yalnız bir tane oksipital kondil’e sahip olmalırıdır (İki yaşamlı ve memelilerde iki tane oksipital kondil bulunur).

Sürüngenlerde (Lacerta) kafatası (Goodrich’e göre Young, 1958’den)

Kafatası bu kısımla omurganın kaynaşmış şekilde bulunur. Yılan ve kertenkelelerde ise hareketlidir ve üst çene ile alt çene arasında bir eklem oluşur.

Dişler kaplumbağalarda yoktur. Diğer sürüngenlerin tümünde dişler mevcuttur.

Her bir yandaki alt çene kemikleri kaplumbağalara çok sıkı, yılanlarda ise çok gevşek olarak birbirleriyle bağlanmıştır.

Yılanlarda gerek bu şekildeki gevşek bağlantı ve gerekse quadratum’un hareketli oluşu nedeniyle bu hayvanlar oldukça büyük canlıları yutabilirler. Sürüngenlere bir örnek olarak yandaki görselde görünmektedir.

 

Omurga

Yılan ve üyesiz kertenkeleler dışında kalan tüm sürüngenlerde omurga, cervical (boyun), thoracic (göğüs), lumbar(bel), sacral (kalça) ve caudal (kuyruk) olmak üzere 5 bölgeye ayrılmaktadır. Aşağıdaki şekildeki gibi.

Sürüngenlerde (Crocodylus) iskelet sistemi (Storer ve Usinger, 1965’ten

Kafatasında tek halde bulunan oksipiral kondil, atlas olarak adlandırılan birinci cervical omurga bağlanır. Atlasın gövde (centrum) kısmı kaybolmuş ve bir halka şeklini almıştır. İkinci cervical omur olan axis (eksen)’in ön tarafında odontoid çıkıntı adı verilen bir kısım bulunur.

Atlasın çukur olan arka yüzü de bu kısımla eklem yapar. Diğer omurların tümünde ön taraf çukur, arka taraf dışa doğru çıkıntılıdır. Bu tip omurlara procoelous tip omur denir. Bazı sürüngenlerde bunun tersi olan opisthocoelous tipte omurlar görülmektedir. Omurların çukur olan ön yüzeylerinin kendisinden önce gelen omurların çıkıntılı olan arka yüzeyleriyle birleşmeleri yanında zygopophys denen uzantılarla bu birleşme daha da kuvvetlendirilir. Böyle bir yapı Amnionlu omurgalılarda (Amniota) yaygın olarak görülmektedir.

Kaburgalar göğüs bölgesinde iyi gelişmişlerdir. Boyun bölgesindeki cervical omurlar üzerinde kısa kaburgalar bulunur. Kobra yılanları her hangi bir tehlike karşısında bu kaburgalı yanlara doğru kaldırarak her hangi bir tehlike karşısında bu kaburgaları yanlara doğru kaldırarak boyun kısmındaki gevşek deriyi yaka şekline sokarlar. Thoracic omurlar üzerindeki kaburgalar, üyesi bulunmayan sürüngenler ve deniz kaplumbağaları (Chelonidae) dışında kalanlarda ventralde sternum ile birleşmiştir. Lumbar ve sacral omurlar üzerinde de kaburgalar bulunmaktadır.

Yılanlarda iskelet (Storer ve Usinger, 1965’ten)

Caudal omurlar ve üzerindeki kaburgalar özellikle yılanlarda kuyruk ucuna doğru gittikçe küçülürler. Bazı sürüngenlerde kuyruk omurları iyi kemikleşmemiştir. Bu nedenle kuyruk kolaylıkla kopar. Kaplumbağalarda cervical ve caudal dışında kalan tüm omurlar karapaksın dermal kökenli plaklarıyla kaynaşmıştır.

Sürüngenlerin İskelet Sistemi – Appendicular İskelet

Sürüngenlerin iskelet sistemi de appendicular iskelet,  üyeler ve üyelerin vücuda bağlanmasını sağlayan kemerler genel yapıları açısından iki yaşamlılardan büyük farklılık göstermezler. Humerus ve femurun dış kenarları iç kenarlarından daha uzundur. Bu nedenle üyeler vücuttan gittikçe uzaklaşan (abduction) bir konumda bulunurlar. Radio-unia ve tibio-fibula yere dik açı yaparlar. Üyeler bu genel plan içerisinde hareket biçimlerine bağlı olarak çeşitli gruplarda farklılık gösterirler. Deniz kaplumbağalarında üyeler yüzmeye, büyük kara kaplumbağalarında ise ağır vücudu taşıyabilecek özellik kazanmışlardır.

Kertenkelelerin çoğunda her bir üyede tırnak içeren beş parmak bulunmaktadır. Timsahlarda yüzme sırasında kullanılan yarım halde perdeler bulunmaktadır. Yılanlar ve üyesiz kertenkelelerde ise bacaklar körelmiştir. Boa ve bazı diğer yılanlarda arka üyelerin kalıntılarını karın kısmında görmek mümkündür.

Alıntı ve Kaynak

Omurgalı Hayvanlar Kitabı , Yazarı: Prof.Dr.Mustafa KURU , Palme Yayıncılık , 10. baskı

İzzethan Öztop

Lisans : Moleküler Biyoloji ve Genetik/ Moleküler Biyolog ve Webmaster/ Aynı zamanda bir makale yazarı

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu